Blog

Kardeş Türlerimize Ne Oldu?

neandertal

İnsanlar 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika’ da Australopitbecus adı verilen bir maymun türünden evrimleşti. Bu arkaik insanlardan bazıları anayurtlarını terk ederek Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya’nın çeşitli yerlerine göç ettiler, ancak Avrupa ve Asya’nın farklı iklimlerinde hayatta kalmak için farklı yönlerde evrilmek zorunda kaldılar. Bunun sonuncunda Homo’nun devamına pek çok farklı tür ismi eklendi.

 

Avrupa ve Batı Asya’daki insanlar çoğunlukla “Neandertaller” olarak adlandırılan Homo Neandertalensis (Neandertal Vadisi İnsanı)’e evrildiler. Neandertaller Sapienslerden daha kaslı, daha güçlüydü, beyinleri Sapiensinkinden daha büyüktü ve soğuk iklimlere iyi adapte olmuşlardı. Çeşitli aletleri vardı ve ateşi kullanabiliyorlardı. Ayrıca iyi avcılardı ve anlaşıldığı üzere hasta ve yaşlılara bakım yapabiliyorlardı (Arkeologlar uzun yıllar ciddi fiziksel engellerle yaşamış Neandertal kemikleri buldular, bu da akrabalarının onlara baktığını göstermektedir).

Asya’nın daha doğu bölgelerinde “Dik Adam” anlamına gelen Homo Erectuslar yaşamaktaydı. Bu tür, bölgede iki milyon yıla yakın bir süre hayatta kalarak şu ana kadarki en dirençli insan türü olmuştur.

Endonezya’daki Java Adası’nda “Solo Vadisi İnsanı” anlamına gelen Homo Soloensisler yaşamaktaydı. Bu tür de tropikal yaşama uyumluydu. Diğer bir Endonezya adasında ise boyları sadece bir metreye ulaşabilen ve 25 kilogramdan ağır olmayan buna rağmen taştan aletler yapabilen avcı tür Homo Floresiensisler yaşamaktaydı.

2010’da bilim insanları Sibirya’daki Denisova Mağarası’nda buldukları fosilleşmiş bir parmak kemiğiyle bir başka kardeş türümüzü keşfetmiş oldu. Genetik analizler, parmağın daha önce bilinmeyen bir insan türüne ait olduğunu kanıtladı ve bu türe de Homo Denisova adı verildi.

Doğu Afrika’da ise “Rudolf Gölü İnsanı” anlamına gelen Homo Rudolfensis, “Çalışkan İnsan” Homo Ergaster ve “Zeki İnsan” adını verdiğimiz Homo Sapiensler yaşamaktaydı. Bu türlerin bazıları dev gibiyken bazıları cüceydi. Bazıları iyi avcılarken bazıları zararsız bitki toplayıcılardı. Ancak hepsinin bir ortak noktası vardı: Homo cinsine mensup olmak. Bütün bu türleri Ergaster’in Erectus’a, Erectus’un Neandertal’e, Neandertal’in Sapiens’e evrildiği düz bir soy çizgisi olarak düşünmek yaygın bir hatadır. Bu modelde dünya üzerinde bir anda yalnız bir türün yaşadığı ve bütün türlerin bizim önceki modellerimiz olduğu yanlış bir algı yaratmaktadır. Ancak dünya 2 milyon yıl önceden 10 milyon yıl öncesine kadar aynı anda pek çok insan türüne ev sahipliği yapmıştır.

Afrika’nın bir köşesinde kendi işiyle meşgul olan Homo Sapiens’in daha önceki bir insan türünden ne zaman ve nerede ayrıldığı tam olarak bilinmiyor. Bilim insanları 70 bin yıl önce Doğu Afrika kökenli Sapienslerin Arap yarımadasına, oradan da tüm Avrasya’ya yayıldıklarına inanmaktadır. Homo Sapiens Arabistan’a vardığında Avrasya’nın çoğu diğer türlerin hakimiyetindeydi. Peki o türlere ne oldu? Bu soruya cevap olarak birbiriyle çelişen iki adet teori vardır: Irk Karışım Teorisi ve Yerine Geçme Teorisi.

homo-sapiens-nedir

Birinci teori olan Irk Karışım Teorisine göre Afrikalı insanlar dünyaya yayıldıkça diğer insan türleriyle karıştı ve sonunda bugünkü insanlar ortaya çıktı. Sapiens’in Ortadoğu ve Avrupa’ya geldiğinde Neandertallerle karşılaştığını düşünelim. Irk Karışım teorisine göre Sapiens, Neandertal topraklarına yayılınca, iki insan türünün nüfusu tamamen birleşene kadar karıştılar. Eğer gerçek buysa, bugünkü Avrasyalılar saf Sapiens değil, Sapiens ve Neandertallerin karışımı; dolayısıyla Çinliler ve Koreliler ise Sapiens ve Erectus’un karışımdır.

Buna karşılık Yerine Geçme Teorisi’ne göre ise Spiens ve diğer insan türlerinin farklı anatomileri vardı ve muhtemelen çiftleşme alışkanlıkları, vücut kokuları farklıydı. Dolayısıyla birbirlerine ilgi duyma ihtimalleri çok düşüktü. Ayrıca genetik olarak birbirlerinden çok farklı oldukları için üremeleri de imkansızdı. Bu görüşe göre Sapiens, tamamen ölen veya öldürülen Neandertallerin yerine geçti. Eğer gerçek bu şekildeyse günümüzdeki insanların tamamının soyu 70 bin yıl önceki Doğu Afrika’ya uzanır ve hepimiz saf “Sapiensler” oluruz.

Geçtiğimiz yıllarda Yerine Geçme Teorisi daha çok kabul görüyordu ancak bu durum 2010 yılında Neandertal genom haritasının çıkarılmasıyla sona ermiş oldu. Genetikçiler, bozulmamış Neandertal DNA’sını günümüz insanının DNA’sıyla karşılaştırdı ve sonuçlar bilim dünyasını büyük yankı uyandırdı. Modern Ortadoğu ve Avrupa insanı DNA’sının yüzde bir ila 4’ünü Neandertal DNA’sı olduğu ortaya çıkarken, birkaç ay sonra Denisova’daki fosilleşmiş parmaktan alınan DNA’nın gen haritası çıkartıldığında ise modern Melanezyalıların ve Avustralyalı Aborjinlerin DNA’sının yüzde altıya varan oranda Denisivo DNS’sına benzediği ortaya çıktı. Eğer bu sonuçlar gerçekse (araştırma hala sürüyor), Karışım Teorisi tarafları en azından bazı konularda haklı çıkmış oluyor. Ancak yine de Yerine Geçme Teorisi tamamen yanlış diyemeyiz. Sapiens’in genomunda sadece küçük bir miktar Neandertal ve Denisova DNA’sı bulunduğu için de Sapiens ve diğer türler arasında tam bir “karışım” vardır da diyemeyiz.

Peki bu durumda Sapiens, Neandertal ve Denisovaların biyolojik akrabalığını nasıl açıklayacağız? Tamamen farklı türler olmadıkları ancak aynı türün farklı popülasyonları da olmadıkları açıkça görülüyor. Her iki popülasyon birbirinden oldukça farklı olduğu halde tarihin bir noktasında, nadiren de olsa cinsel olarak üreyip üretken yavrularının olduğu bir dönem olmalıydı. Son bir genetik mutasyonla iki cins arasındaki son bağ da koptu ve evrimsel yollarına ayrı ayrı devam ettiler. Sapiens’in, Neandertal ve Denisovalılardan sadece genetik kod ve fiziksel olarak değil, bilişsel ve sosyal olarak da çok farklı olmasına rağmen nadiren de olsa bir Neandertal ile üretken bir yavru ortaya çıkarabiliyordu. Dolayısıyla nüfuslar karışmadı ancak bazı şanslı Neandertal genleri son anda Sapiens trenine binmiş oldu.

Diğer bir yandan bir “karışma” olmadıysa diğer türler nasıl yok oldu? Olasılıklardan biri Homo Sapiens’in onları yok oluşa itmesi. Üstün sosyal becerilere sahip ve iyi bir avcı toplayıcı olan Sapienslerin diğer türlerin yaşadığı yerler gelip meyveleri toplamaya, geyikleri avlamaya başladıklarını düşünün. Bu türler zamanla kendini daha zor beslemeye başlayacak, nüfusları azalacak ve yavaş yavaş yok olacaklardır. Böylece belki sadece bazı üyeler Sapiens komşularına katılmıştır.

Diğer bir olasılık da kaynaklar için verilen savaşın soykırım boyutuna ulaşması. Hoşgörü Sapiens’in baskın özelliklerinden biri değildir, modern zamanlarda bile ten renginin, inancının farklı olması Sapiens’in bir başka grubu yok etmesine sebep olabiliyor. Peki eski Sapiensler ne kadar hoşgörülüydü? Spiensler Neandertallerle ilk karşılaştığında tarihin ilk ve en büyük etnik temizliğinin olması gayet mümkün bir olaydır.

Sapiens’in suçu mudur bilinmez ama gittikleri her yerde yerli nüfus tükendi. Homo Solenis’in son kalıntıları 50 bin yıl önce bulunmuşken, Homo Denisova da bundan kısa bir süre sonra, Neandertaller ise 30 bin yıl önce yok oldular. Flores Adası’ndaki cüce insanlar ise 12 bin yıl önce yok oldular. Bunlardan geriye kemikler, taştan aletler, DNA’mızdaki bazı genler ve cevaplanmamış pek çok soru kaldı. Peki Sapiens’in başarısının sırrı neydi? Birbirinden çok uzak ve ekolojik olarak bu kadar farklı yerlere nasıl hızla yerleşti? Diğer türleri nasıl yok oluşa itti? Neden güçlü kuvvetli, beyinleri büyük Neandertaller bile katliamımızdan kaçamadı?

Tavsiye: İnsanlığın 70 milyonluk tarihini daha detaylı incelemek isterseniz BBC Büyük İnsanlık Tarihi belgeselini şiddetle tavsiye ederiz.

 

Kaynak: Harari Yuval(2017) Hayvanlardan Tanrılara Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi

Gamze Sevdik

Proje Yönetimi Okulu Editörü

Yorum Yap

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

Yukarı