BlogKişisel Gelişim & Verimlilik

Önümüzdeki Birkaç On Yılda Dünyayı Değiştirecek 15 Harika ve İlginç Teknoloji

Yapay Zeka, robotik ve 3D baskı, etkili gelişen teknolojilerin örneklerdendir. Ancak, düşünmemiş olabileceğiniz bazı teknolojilerde bulunmaktadır.

Daha eski zamanlara geri dönelim, 90’lı yılların başı veya sonu gibi. 8 yaşındasınız ve yine bir Pazar sabahı aksiyon dolu çizgi filmlerini izlemek için erkenden uyanmışsınız. O zamanın çizgi filmlerinde gelecekte teknolojinin nasıl görüneceği betimleniyor aynı Jetgiller’e olduğu gibi. Bunları izlerken bir yandan çizgi filmin içindeymiş gibi hissedip diğer yandan kahvaltımızı yaparken geleceğin tadına varıyoruz.

Bize insanların ve yarı robotların neredeyse birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar birbirlerine benzedikleri, uzaya yolculukların bir otobüsü yakalamak kadar basit olduğu veya yapay zeka ve robotların insanlığı iyileştirmek için kullanıldığı (ve uzayda destansı savaşlar için kullanıldığı) dünyaları gösteriyorlardı.

Bu söyleyişleri çocukluktan beri izlediğiniz ve belki de hala izlemekte olduğunuz Tv’lerden sıklıkla duyuyor olabilirsiniz. Aslında, bu kadar fütüristik bir şeyler izlemenin en heyecan verici yönü, yakın gelecekte bir gün bu teknolojiye erişebileceğiniz umuduydu. Biz burada bunu söylemek için bulunuyoruz. “Gelecek şu anda yaşanıyor”.

Çocuklukta en sevdiğimiz bilim kurgu dizisinde yaşıyoruz.

Dünya çok şaşırtıcı teknolojik değişimler gördü. Sadece bilgisayar programlamasına bakın. Şimdiye kadar icat edilen ilk bilgisayar olan ENIAC, 1946’da yapıldığında  yaklaşık 167 metrekare  ve neredeyse 150 ton ağırlığındaydı. Şimdiyse dünyadaki evlerin %50’den fazlasının bilgisayara erişimi bulunmaktadır. Bilgisayarın gücü öyle bir hızla büyüdü ki gerçekten “Moore Yasası”nı çiğnemiş olabiliriz.

Dipnot: Her 18 ayda, bir tümleşik devre üzerine yerleştirilebilecek bileşen sayısı iki katına çıkarken, üretim maliyetleri aynı kalır, hatta düşme eğilimi gösterir.

Basite indirgeyecek olursak, eğer paranızı saklarsanız 18 ay sonra bugün alacağımız bilgisayardan 2 kat daha güçlü (işlemci açısından) bir bilgisayar alabilirsiniz. Ama Moore Yasası olarak adlandırdığımız şeyin aslında kesin bir kanun olmadığını ve tartışmaların sürdüğünü belirtmekte fayda var.

Yapay zeka çoktan hayatımızın bir parçası olmaya başladı. Hayatımızdaki kararları ve bu kararları alırken kullandığımız araçları etkilemeye başladı bile.

3D yazıcı (eklemeli imalat), otonom sürüş, akıllı cihazlar, yenilenebilir enerji, biyomimikri  (doğadaki canlılardan çözüm üreten, ürün ve malzemelerin tasarımı), nesnelerin interneti, sanal gerçeklik, uzay turizmi gibi kavramlardan bazıları çoktan hayatımızda sıradanlaştı ve diğerleri sıradanlaşmaya başladı. Bu sadece buzdağının görünen kısmı. Daha önce de dediğimiz gibi gelecek şimdi de. Tüm bu teknolojiler ve çoğu hayatımızı iyi ya da kötü yönde değiştirmeye başladı ve bu durum yakın zamanda duracağa benzemiyor.

Bilim ve teknolojinin toplumsal inovasyonu ve birbirimizle olan iletişimin değiştiği bir zamanda yaşıyoruz.  Önümüzdeki birkaç on yıl içinde, bahsettiğim teknolojiler olgunlaşacak ve ekonomiyi, politikayı ve genel insan refahını büyük ölçüde yeniden şekillendirecek. Daha heyecan verici olansa, muhtemelen en sevdiğimiz bilim kurgu dizilerinden çıkmış gibi görünen bir teknoloji akışı göreceğiz. Kendi kendini iyileştiren yapı malzemeleri, görselleri doğrudan beyninize aktarmanıza izin veren implantlar, yaşayan robotlar, dokunsal sanal gerçeklik, “daha akıllı” yapay zeka, yüzen çiftlikler ve kolonize gezegenlere yapılan geziler, sonraki on yıllarda çok sıradan bir hale gelebilir. Bugün, dünyamızı ve içindeki yerimizi şekillendirmesi olası olan fikirlere, icatlara ve kavramlara bakacağız.

Yaşayan robotlar hastaları ve gezegendeki okyanusları kurtarmak için kullanılabilir.

Tufts Üniversitesi’nden araştırmacılar, Bir süper bilgisayar kullanılarak tasarlanan dünyanın ilk yaşayan robotlarını yarattı. Ekipteki biyologlar kurbağa kök hücrelerini yeniden tasarladılar ve tamamen yeni yaşam formları yarattılar. Bu milimetre genişliğindeki “Xenobot’lar”, belirlenmiş bir hedefe doğru yüzme ve bir yük alma yeteneğine sahipler. Aynı zamanda kendi kendilerini iyileştirebiliyorlar. Yaşayan programlanabilir organizmalar gelecekte daha yaygın olabilir ve çeşitli amaçlara hizmet edebilirler. Xenobot’ları düşünürsek, bu robotlar ilacı bir hastanın belirli bir bölgesine hedeflemek için veya okyanuslarımızdan plastikleri temizlemek için kullanılabilirler.

3 boyutlu yazıcılar tasarladıklarımızı, yediklerimizi ve giydiklerimizi değiştirecek.

Geçtiğimiz yıl teknolojiden bir şey öğrendiyseniz, o da 3D baskının her şeyi değiştireceğidir. Yapay zeka kadar ezber bozan ve yenilikçi olan eklemeli üretim, tasarımcılara, mühendislere, fabrikalara ve yeni kurulan şirketlere, geleneksel üretim yöntemlerinin maliyeti ve süresinin çok altında prototipler üretme fırsatı sunmaktadır. Bu sadece bir başlangıç. 3 Boyutlu yazıcılar şimdiden evleri, arabaları ve ürünleri inşaa etme şeklimizi değiştirdi bile ve gelecekte uygulama alanları daha da genişleyebilir.

Özel kurumlar ve akademik kurumlar daha şimdiden 3 Boyutlu yazıcı ile yapılmış olan yapay organları ellerinde bulundurmaktadır. Biyolojik ihtiyaçlarımız ve sağlık gereksinimlerimiz için özel olarak formüle edilmiş yiyecek ve vitaminleri bile 3 boyutlu yazıcılar ile yazdırabiliriz. Eklemeli üretim, bizi Mars’a ve orada bulunan kolonilere götürecek roketlerin yaratılmasında bile rol oynayabilecek. 3 Boyutlu yazıcıların maliyeti düşmeye devam ettikçe, yazıcıları her yerde görmeyi bekleyebilirsiniz.

Silikon çiplerdeki yapay nöronlar daha yaygınlaşacak.

Son zamanlarda, bilim adamları yapay nöronları silikon çiplere nasıl entegre edebileceklerini keşfettiler. Bu durum neden harika, hiç düşündünüz mü?

Silikon-nöron çipleri, sinir sistemimizi taklit etmek için kullanılabilir ve sinir sistemimizin elektriksel özelliklerini kopyalayabilir. Bu tarz teknolojiler, belirli kalp yetmezliği türleri ve Alzheimer gibi çeşitli durumları tedavi etmek için kullanılabilir.

Laboratuvarda üretilen et seçenekleri hem lezzetli olacak hem de çevreye zarar vermeyecek.

Laboratuvarda üretilen düşündüğünüz kadar tuhaf bir şey değil.

Sıkı çalışan teknoloji girişimleri tıpkı gerçek et gibi tadı olan, kanayan ve yerken aynı hissiyatı veren laboratuvar etlerinin yapımında yer alıyorlar.  IntegriCulture’dan Dr. Yuki Hanyu gibi insanlar, tavuk ciğeri hücrelerini kullanarak kaz ciğeri yarattılar, şu anda gerçekten satın alabileceğiniz bir ürün haline getirdiler. Ayrıca, Memphis Meats ağız sulandıran hücre bazlı dana köfte ve kızarmış tavuk üretti. Deniz ürünleri damak zevkinize uygun ise, Finless Foods şu anda çok beğenilen mavi yüzgeçli ton balığına dayalı suşi yemekleri üzerinde çalışıyor. Bu tarz yiyecekler, sera gazı üretimini, aşırı avlanmayı ve çiftlik hayvanlarının arazi ihtiyaçlarını azaltmada yardımcı olabilir. Bu yöntemler aynı zamanda daha incal çünkü insanların hayvanları çiftlikte yetiştirme ve öldürme ihtiyacını ortadan kaldırır. Hayvanları öldürmek yerine, yemek istediğimiz etleri bitkileri yetiştirir gibi yetiştirebiliriz.

 Warp sürücüleri sayesinde en yakın yıldıza gitmek çok daha kolay olabilir.

Warp sürücü teknolojisi,  teknoloji türündeki popülerliği sayesinde kulağa “bilim kurgu” gibi geliyor. Yine de teorik olarak mümkün bir teknoloji ve NASA bunu araştırıyor. Neden heyecanlanmalı ve warp sürümü yapmalısınız? 1994’te Meksikalı fizikçi Miguel Miguel Alcubierre, bir fizik boşluğundan yararlanarak ışıktan daha hızlı hareket etmemizi sağlayacak bir cihaz tanımladı. Alcubierre warp sürücüsü olarak adlandırılan gemi, geminin etrafındaki zamanı ve alanı tam anlamıyla bükerek bizi hedeflediğimiz yere daha da yaklaştıracaktı. Şu anda sadece teoride kalan bir fikir olmasına rağmen gelecekte gerçek olup olamayacağını bilemeyiz.

Çevreyi temizleyebilen ve kendini iyileştirebilen ‘canlı’ betonlar olacak.

Colorado Boulder Üniversitesi’nden araştırmacılar, yanıltıcı düzeyde basit bir kum, jel ve bakteri kombinasyonunu kullanarak “canlı” beton olarak adlandırdıkları şeyi yarattılar. Araştırmacılar ekibi tarafından yayınlanan makalelerinde açıkladıkları gibi canlı beton, “Tasarlanmış canlı yapı malzemeleri, biyolojinin potansiyel olarak altyapı malzemelerine tasarım yoluyla birden fazla işlev sunmak için kullanılabileceği bir platform teknolojisini temsil ediyor.”

Bu canlı beton, kendi hasarlı çatlaklarını iyileştirebilir, tehlikeli toksinleri kendi başına temizleyebilir ve komut verildiğinde parlayabilir. Bu tarz malzemeler, gelişmekte olan yerlerde daha iyi şehirler ve evler inşa etmemize yardımcı olabilir.

Trenler geri dönüş yapabilecek.

Musk temelli başka bir proje olan Elon Musk’ın Hyperloop’u, şu anda Amerika’da test edilmekte olan yüksek hızlı bir yeraltı ulaşım sistemidir. O kadar hızlı olacak ki 2 saat 56 dakikalık New York ve Washington D.C. arasındaki mesafe 29 dakika sürecek. Bu proje Richard Branson’ın Virgin adlı şirketini de harekete geçiyor. Bu “trenler”, düşük basınçlı bir vakum tüpü aracılığıyla elektrikli itici güç kullanılarak hızlandırılan yolcu bölmeleriyle çalışır. Bölmeler, manyetik kaldırma kullanılarak pist boyunca yüzebilir ve ultra düşük aerodinamik sürükleme sayesinde uzun mesafeler için hava yolu hızlarında süzülebilir. Bu trenle bir gezintiye çıkmak istemez miydiniz?

Beyninizi bir bilgisayara indirebileceksiniz.

Geçen ay, Elon Musk bizi gizli Neuralink projesi hakkında bilgilendirdi.

Neuralink ekibi, beyniniz için bir Fitbit olarak adlandırılan, basit ve acısız bir prosedür kullanarak zihnimize bir beyin arayüzü kurmaya çalışmaktadır. Bu cihaz düşüncelerimizi ve komutlarımızı tercüme ederek, sadece yapmak istediğimiz eylemi düşünerek evimizdeki cihazları kontrol etmemize olanak sağlayabilir.  Ayrıca Neuralink bu cihazı körlük, sağırlık, felç, hafıza kaybı ve felci önlemek için kullanmak gibi daha iddialı planlara sahip. Aslında Musk, insanların yapay zeka ile ortak yaşam elde etmelerine yardımcı olmak için cihazın kullanılmasını istiyor.

Arabanız kendini iyileştirebilir.

Arabanın arızalanması bizim için yeterince kötü bir durumken, arabalar daha karmaşık hale geldikçe tamir ettirmek için ödediğimiz fiyatların artması bundan daha da kötü bir durumdur. Ancak kendi kendini iyileştiren arabalar tüm bunlara bir son verebilir. 2017’de Lamborghini ve MIT’den Terzo Millennio, teoride çok çarpıcı bir konsept olan kendi kendini iyileştirebilecek bir süper otomobil fikrini açıkladı. İnsan vücudunun yaralanmaya tepki verme şekline benzer şekilde, bir çarpışmada küçük çatlaklar oluştuğunda, otomobilin gövdesi kendi kendine onarım moduna girerek çatlakların büyümesini ve arabaya daha fazla zarar vermesini önleyebilecektir. Daha kaba tabirle bu durumda arabanın tüm vücudu enerji depolamak için kullanılmalıdır. Bu bahsettiklerimin çoğu şu an teoride kalmasına rağmen son zamanlarda polimerler üzerine yapılan güncel araştırmalar bir gün bu tür bir aracın temelini atabilir.

Şehirlerimizde uçan arabalar ortaya çıkacak.

Uçan taksilerin önümüzdeki birkaç yıl içinde resmi olarak görücüye çıkması bekleniyor. Fakat daha önce bir anlığına da olsa uçan araçlardan haberdar olma şansımız oldu ve bunun için çok heyecanlıyız. Uçan taksiler önemli bir toplu taşıma aracı haline gelebilir. Örnek vermek gerekirse, 2023 yılında çıkması öngörülen Uber X Hyundai elektrikli VTOL’un yolcuları Dallas, Los Angeles ve Melbourne çevresine ve dışına taşıyabilmesi planlanıyor.  60 mil (100 km) menzile sahip olacak ve 5-7 dakika içerisinde şarj olabilecektir. Google ve Toyota gibi şirketler de küçük, uçan araçlar üzerine çalışmalar yürütmektedirler.

Nesnelerin interneti daha akıllı şehirler yaratacak.

Gelişen dünyada büyük veri büyük önem kazanmaktadır fakat önemli olan bu veriyi kullanabilmektir. Buna bir örnekte nesnelerin internetidir. Peki nasıl veriyi kullanarak akıllı şehirler yaratabiliriz? Nesnelerin İnterneti sistemi tarafından yönlendirilen akıllı şehirler, her yeni veri girişi ile değişen, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ekosistem olabilecektir. Bu akıllı şehirde, insanların yaşam deneyimlerini optimize etmek, trafiği önlemek, israfı sınırlandırmak ve herkes için sürdürülebilir çözümler sağlamak için telefonlar, apartmanlar, arabalar ve binalar üzerindeki sensörler kullanılacaktır. Veriler gerçek zamanlı olarak toplanacak ve şehir, telefonunuz, arabanız ve akıllı cihazınız buna göre yanıt verecektir.

Dış iskeletler sizi Demir Adam gibi hissettirecek.

Dış iskeletler sandığınızdan daha yaygın hale gelmeye başladı. 2018 yılında, otomobil üreticisi Ford, EkoVest’in çalışanları için Ekso Bionics dış iskeletiyle ortaklık kurarak çıkış yaptı (tanıtıldı). Vücudun üst kısmına giyilebilir olan cihaz, işlerin kafalarının üzerinde sürekli olarak yaptıkları işlerde onların kollarını desteklemek amacıyla tasarlanmıştır. Dış iskeletin amacı, sürekli tekrarlayan görevler üstlenen işçilerin yorgunluğunu azaltmak ve yaralanmalarını önlemektir.  Ayrıca ordu, askerleri koruyacak ve performanslarını önemli ölçüde artıracak dış iskeletler oluşturmak için çok çalışıyor. Şimdi ihtiyacımız olan tek şey Jarvis.

Jarvis: Marvel karakteri. (yapay zeka)

Yüzen çiftlikler, 2050’de hızla artan gıda talebini karşılayabilecek.

Dünyanın nüfusu artmaya devam ettikçe dünya daha fazla yiyeceğe ihtiyaç duyacak. Maalesef ki bu durumdan kaçışımız yok. Birleşmiş Milletler’e göre, 2050’ye kadar dünyada iki milyar daha fazla insan olabilir ve bu da %70 daha fazla gıda talebini ortaya çıkarabilir. Bu durum şimdide olduğu gibi kentsel alandaki insan sayısının kırsala göre daha fazla olmasına yol açacaktır. Bununla mücadele etmek için mimarlar ve tasarımcılar, gelecekteki şehirlerimizin silüetinde, nehirlerimizde ve okyanuslarımızda yüzen akıllı tarım çözümleri önerdiler. Forward Thinking Architecture’dan mimar Javier Ponce’e göre, sebzeleri yetiştirmek için enerji sağlamak adına 78ft (24m) yüksekliğinde, tepesinde güneş panelleri bulunan üç katmanlı bir yapıdan oluşan, 12 dönümlük (51.000 m2) bir alan yapılabilir. Tabii bu durumda toprak yerine için de gerekli besinlerin bulunduğu sıvı kullanılmalıdır. Bu yapının alt katmanları balık çiftliklerine ev sahipliği yapmak için bile kullanılabilir.

1150 x 656 ft (350 x 200 mt) ölçülerindeki bu yapının tek bir biriminde, yılda tahmini 8.1 ton sebze ve 1.7 ton balık üretilebilecektir.

Li-Fi sayesinde çevrimiçi oyun deneyiminiz daha sorunsuz hale gelebilecek.

Son birkaç yıldır Li-Fi ile deneyler yapıyoruz. Light-Fidelity, evinizde kullanmakta olduğunuz wifi’den bir sonraki adım olabilir. Verileri iletmek için wi-fi’nin radyo dalgaları yerine ışığı kullanarak teorik olarak göz kamaştırıcı derecede yüksek hızlarda veri iletmesine olanak sağlar. Görünür ışık spektrumu, radyo spektrumundan yaklaşık 10.000 kat daha büyük olduğu için, çok daha fazla bant genişliği potansiyeli vardır. Halihazırda bazı küçük ölçekli Li-Fi projeleri yapıldı ama 2022’de daha yaygın bir şekilde benimsenmesi bekleniyor.

Yapay Zeka, tarihteki en yıkıcı insan yapımı icatlardan biri olacak.

Yapay zeka, şu anda bilim kurgu tarafından tasvir edilen ve genellikle kötülenen tarzdaki robotlara ve makinelere yakın değildir, ancak bu, bir gün oraya varamayacağımız anlamına gelmez. SpaceX ve Tesla’nın kurucusu Elon Musk, yapay zeka ile ilgili endişelerini dile getirerek, insanların beş yıldan kısa bir süre içinde yapay zeka tarafından ele geçirilme riskini aldığını söyledi. Elon Musk yapay zeka hakkında böyle düşünen tek insan değil. Eric Schmidt ve Sataya Nadella gibi teknoloji liderleri, yapay zeka hakkında ki benzer düşüncelerini dile getirdiler.

Bu konuşmaların ardındaki genel kanı geliştirdiğimiz yapay zekanın sorumluluğunu alabilmemiz gerektiğidir. Teknoloji liderlerinin korkularını anlamak için üç tip yapay zekayı bilmemiz gerekir. Bunlar; Dar Yapay Zeka (ANI), Genel Yapay Zeka (AGI) ve Süper Yapay Zeka (ASI).

Şu anda dar yapay zekanın kullanıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Örneğin, akıllı hoparlörlerinizi, veriye dayalı otomasyonu, Netflix’teki öneri algoritmasını veya ev robotlarınızı düşünün. Bu tür bir yapay zeka, belirli bir tür görevi yerine getirmede oldukça başarılıdır. Fakat dar yapay zeka Turing testini yakın zamanda geçemeyecek. Bundan sonraki adımlar ise işlerin soğumaya ve korkutucu hale gelmeye başladığı yerdir.

Turing testi: Dış görünüşten etkilenmememiz için saf zekâyı yalnız bırakan bir ortamda insanla makineyi yarıştırır.

Genel yapay zeka, bir makinenin bir insanın yapabileceği herhangi bir görevi yerine getirme yeteneği olarak tanımlanabilir. Kısacası, genel yapay zeka, zekamıza rakip olacak ve potansiyel olarak eşit olacaktır. Fakat sadece kısa bir süre için bu durum geçerli olacaktır. Bizden ve deneyimlerinden öğrenerek kendini geliştirecek ve sonunda insan yeteneklerini büyük ölçüde aşabilen bir süper yapay zekanın ortaya çıkmasına yol açacaktır.

İleride yapay zeka her endüstriyi büyük ölçüde değiştirecek. Daha şimdiden yapay zekadan etkilenen önemli sektörler arasında tıp, siber güvenlik, uzay yolculuğu, ulaşım ve eğlence yer almaya başladı. Yapay zeka destekli bir Gundam hayal edebiliyor musunuz? Anime uzay savaşları, işte geliyoruz.

Gundam: Robotların savaştığı bir tv serisi.

Hayatımızda en büyük etkiyi hangi teknolojinin yaratacağına inanıyorsunuz? Bir yapay zeka sisteminin bir ABD Hava Kuvvetleri pilotunu simüle edilmiş köpek kavgasında yendiğini biliyor muydunuz?

Sevgi Bayraktar

Proje Yönetimi Okulu Blog Yazarı

Kaynakça:

https://interestingengineering.com/15-amazing-and-weird-technologies-thatll-change-the-world-in-the-next-few-decades

https://medium.com/turkce/moore-yasas%C4%B1-moore-s-law-nedir-c31bee8da753

https://www.yesilodak.com/biyomimikri-nedir

Turing testi nedir?


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu