Verona’da Sizi Bekleyen 10 Güzellik

İtalya’nın kuzeyinde güzel bir şehir Verona. Yıllardır da turistlerin uğrak noktası. Bunda Romeo ve Juliet’in payı büyük tabi. Ancak büyüleyici mimarisi ve ılıman havası da göz ardı edilemez. Ayrıca şehrin merkezi oldukça düzenli ve yürümeye elverişli.

Şimdi gelin, bu şehirde keşfetmeniz gereken 10 güzelliğe yakından bakalım.

 

Piazza delle Erbe

Etkileyici Torre dei Lamberti, Mazzanti evlerinin karmaşık fresklerle süslenmiş duvarları, Palazzo Maffei.

Tüm bu güzelliklerin bulunduğu Piazza delle Erbe Verona’nın tam kalbinde.

Barok stilinin eşsiz temsili bu meydan, Yunan Tanrılarının heykelleri ile tamamlanmış. Meydanın en eski parçası ise Roma döneminden kalma Madonna Verona heykeli ile süslenmiş çeşme. Ayrıca meydanda, oturabileceğiniz birkaç bar ve cafe de mevcut. -tabi, turistlere özel arttırılmış fiyatlarını önemsemezseniz.

 

Juliet’in Balkonu

Pizza delle Erbe’den birkaç yüz metre uzaklıktaki Juliet’in balkonu, birçok turistin trajik aşk hikayelerinin şehri Verona’ya akın etme sebebi. İşin aslı Shakespeare bile ünlü oyununun ilhamını buradan almış. Hikayede Capulet ve Montegu, gerçekte ise Capuleti ve Montecchi. Bunlar 1300’lü yıllarda Verona’da yaşamış iki politik grup hatta evlerini ziyaret etmeniz bile mümkün.

Juliet’in balkonununu da içinde barındıran Casa di Giulietta Müzesinde ise ziyaretçilere masalı anlatan bir sürü farklı kaynak ve performans var. Turist miktarının yoğun olduğu zamanlar müzeyi sabahın ilk saatlerinde ziyaret etmeniz en iyisi. Böylece sergilere de vakit ayırabilirsiniz. Ayrıca müzeye girmeden de balkonu görmeniz mümkün ancak eminiz ki oraya kadar gidip o balkonda poz vermeden dönmek istemeyeceksiniz.

 

Verona Arena

Piazza delle Bra. Roma mimarisinin bu devasa parçası, sadece büyüklüğüyle değil, hazirandan eylüle ev sahipliği yaptığı Carmina Burana ve Seville Berberi gibi ünlü operaların gösterildiği Arena Opera Festivaliyle de kesinlikle gidilmesi gereken bir yer. Revaçta olduğu dönemler (Milattan sonra yaklaşık olarak 130-1100 yılları arası) arena 30.000 seyirciyi ağırlayabiliyordu. Ve bu alanda zamanının en büyüklerinden biriydi. Sergilenen oyunlar kesinlikle göz alıcıydı ki izlemeye gelen büyük ve etkileyici bir kitlesi vardı. 

Teatro Romano

Arenadan daha eski olan Teatro Romano millattan önce 100 yılında tamamlanmış. Şuan bir harabeden ibaret ancak bazı kısımları yazları kültür merkezi olarak kullanılabilmesi için restore edilmiş. Alanın içinde oturmak için yarım daire şeklinde, nehre oldukça yakın bir bölge var. Ayrıca harabelerden oluşmuş, tiyatronun arkasındaki yamaca oturtulmuş daha geniş bir alan da var. Harabelerin en tepesinden güzel Ponte Pietro köprüsüyle, Verona’nın kırmızı kiremitli şirin evlerini görebilirsiniz. Her ne kadar harabeler hakkında çok fazla bilgi olmasa da kesinlikle görülmeye değer bir güzellik.

Castelvecchio

Muhtemelen bir zamanlar şehir surlarının dışında kalan bir Roma kalesi üzerine kurulu olan Castelvecchio kare şeklinde bir hisardır. Orta çağ döneminde bölgedeki en güçlü askeri yapıymış. Her ne kadar estetik bir görüntüye sahip olmasa da -çünkü yapılırken dekoratif olmasından ziyade fonksiyonel olması amaçlanmış- şuan bünyesinde Castelvecchio müze ve galerisini barındırıyor. Kale ve müzeye şehirden kolayca ulaşmanız mümkün ve gününüzün bir kısmını geçirmeniz için mükemmel bir yer.

Giardino Giusti

Şehrin biraz dışında bir tepenin yukarısında konumlanmış Giardino Giusti, 1400’lü yıllarda Giusti ailesi tarafından oluşturulmuş. Alanın içerisindeki bahçeler ve çeşmeler ziyaretçilere huzur veren, dinlendirici bir ortam sağlıyor. Goethe ve Mozart gibi dehalarında burada vakit geçirip ilham aldığı bilgisi turistleri buraya çeken diğer bir şey. Ayrıca Verona’nın en güzel manzarasının da burda olduğu söyleniyor. Bu bilgi ne kadar doğru bilinmez ancak Giardino Giusti’nin kilise çanları eşliğinde güzel bir akşamüstü geçirmek için mükemmel bir yer olduğu kesin.

Torre dei Lamberti

Evet, şehre geri dönüyoruz. (Daha doğrusu Piazza delle Erbe’ye.) Torrei dei Lamberti Verona’da hayatta kalmayı başarabilmiş birkaç kuleden biri ki bu kuleler ait olduğu aristokrat ailenin gücünü ve önemini temsil ediyor. Kulenin inşasına 1711’de başlanmış ancak sürekli olarak inşa edilmeye devam edilmiş. Bu da kuleye biraz farklı bir görüntü katmış. Kulenin en yeni kısmı ise tepesindeki mermer. Bu gibi kuleler Orta Çağ’da önemliymiş çünkü şehir hayatının düzenlenmesine yardımcı oluyormuş. Mesela, Marangona adı verilen çanın çalması iş gününün bitimi ya da yangın alarmı anlamına geliyorken diğer çan Rengo’nun çalması savaş konseyi çağrısı anlamına geliyormuş.

The Centro Storico

İtalyan sevgisinin dokunduğu modayı görmeden eve dönmek mi? Hayır! Kesinlikle hayır! “Eski Şehir” anlamına gelen Centro Storico H&M’den Valentino’ya kadar bütün markaları bulabileceğiniz bir alışveriş alanı. Ayrıca Stradivarius ve Calzedonia gibi Amerika veya Birleşik Krallık’ta bulamayacağınız İtalya ve Orta Avrupa menşeili mağazaları burada bulmanız mümkün. Burası Verona’da düşünmeden para harcayabileceğiniz müthiş bir yer, bir kahve alın ve gezintinize başlayın.

Castel St. Pietro

Castel St. Pietro, Teatro Romano’ya yürüme mesafesinde etrafı ağaç sıralı yollarla çevrilmiş terkedilmiş gibi görünen bir kale. Eğer aklınızdaki İtalya güzel selvi ağaçları içeriyorsa bu yer sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. Burada şehrin birkaç fotoğrafını çektikten sonra, kalenin arkasındaki vadiye doğru yönelin ve sakin sakin yürürken Verona’nın banliyölerinin tadını çıkarın.

Piazza dei Signori

Bu meydan genelde ziyaretçiler tarafından farkedilmiyor. Ancak bir zamanlar Verona’nın yönetiminde önemli bir noktaymış. Karmaşık ve güzel yapısından bahsetmeye bile gerek yok. Meydanda mahkemeler ve o zamanlar burada hüküm süren Salingers ailesinin makamları gibi şehir yönetimindeki ana binalar dışında, bol miktarda yüksek kemer ve bir adet Dante heykeli bulunuyor. Piazza delle Erbe’den birkaç metre uzaklıktaki bu meydan güzelliği ve barındırdığı tarihi ile kesinlikle görülmeye değer.

Sibel Büyük

Proje Yönetimi Okulu Blog Yazarı

Exit mobile version