Toplum Gönüllüleri Vakfı – Röportaj

Serde Caferoğlu: Merhaba Zafer, öncelikle röportaj yapmayı kabul ettiğin için teşekkür ediyorum. Bana kendinden bahsetmek ister misin biraz?

Zafer Güzel: Benim adım Zafer Güzel. Aslen Hataylıyım. İstanbul doğumluyum. 25 yaşındayım. Gazi Üniversitesi’nde Fen Bilgisi Öğretmenliğinde yüksek lisans yapıyorum.

 

 

Serde Caferoğlu: Peki, Toplum Gönüllüleri nedir?

Zafer Güzel: Toplum Gönüllüleri, gençlerin enerjisini toplumsal barışa ve toplumsal faydaya dönüştüren bir oluşum aslında. Toplum Gönüllüleri genellikle gençler için ve gençlerle birlikte çalışır. Hatta gönüllülük yapar desek daha doğru olur.

 

 

Serde Caferoğlu: Nasıl faaliyetler yürütüyorsunuz?

Zafer Güzel: Öncelikle dediğim gibi Toplum Gönüllüleri’nin hedef kitlesi gençler ama bunun yanında çocuklar, yaşlılar, engelliler, ekoloji konuları, kadınlar, toplumsal cinsiyet gibi farklı alanlarda da Toplum Gönüllüsü gençler gönüllülük gösteriyor.

 

 

Serde Caferoğlu: Türkiye’de Toplum Gönüllüleri yaygın bir STK mı?

Zafer Güzel: Evet, şöyle söyleyebilirim, Türkiye’de yaklaşık şu anda 120 örgütlenmesi var. Bu da hemen hemen birçok üniversitede olduğunu gösterir. Örnek verecek olursam Ankara’da 15 üniversite var ve 13 tane örgütlenmesi var Ankara’da. Hep birlikte toplumsal barışa doğru yürümeye çalışıyoruz.

 

 

Serde Caferoğlu: Peki, bu sene içerisinde yer aldığınız projelerden söz edebilir misin?

Zafer Güzel: Bu sene bizim grubumuzda yer aldığımız birden fazla proje var. Birincisi Dove Özgüven Projesi. Dove Özgüven Projesi, hedef kitlesi 9. sınıf olan, Dove’un sponsorluğunda çocuklara özgüven kazandırmayı amaçlayan bir projedir. 9. sınıfın hedef kitle olmasının sebebi de 8. sınıfken bir grubun en büyüğü, en çok söz geçireniyken bundan tam 3 ay sonra 9. sınıfa geldiklerinde bir grubun en aşağıda kalanı, belki de en çok ezileni oldukları için çok büyük bir özgüven kaybı yaşıyorlar. Bunu farklı modüllerle, ideal görünüm baskısı, özgüvenin ne olduğu ve özgüvenin doğru temeller üzerine inşa edilmesi gibi konuların anlatıldığı bir proje. Bu bir projemiz. İkinci projemiz Mesleki Kütüphane. Hatta 10 Kasım’da bir Mesleki Kütüphane etkinliğimiz daha oldu.  Bizim için 3.süydü bu. Geçen sene belediyelerde yapmıştık. Mesleki Kütüphane de tam olarak şöyle, üniversite çağına gelmiş öğrencilerin, bu lise son sınıf olabilir veya daha alt sınıflar olabilir, gerçek deneyimler ve gerçek anlatıcılarla bunu birebir sohbet haline dönüştürmesi. Şöyle örnek verebilirim, diyelim ki ben bir lise öğrencisiyim, 10. sınıf öğrencisiyim ve ilerde bilgisayar mühendisi olmak istiyorum. O etkinliğe geldiğimde bilgisayar mühendisliğini birebir anlatan bir kişi, tecrübelerini paylaşan bir kişi oluyor ve ben onunla sohbet edebiliyorum. Sohbet ettiğim zaman, birebir görüşme olduğu için kafamdaki bütün soruları sorabiliyorum. Bunu yapmamızdaki en temel amaç da şu, genellikle okullar şöyle yapıyorlar. Rehber öğretmenleri birkaç revaçta bölümü söylüyor ve devamında da okul gezisi adı altında, benim tabirim şu, okulların sadece binaların sadece duvarlarına bakıp gidiyorlar. Ama bizdekinde gerçek deneyimler olduğu için bu proje gerçekten çok etkili oluyor. Bizim aldığımız dönütler çok iyi oluyor. Dediğim gibi daha önce 2 tane yaptık bu projeden. 3.yü bu sefer bir lisede uyguladık. 4.yü de yakında yapacağız.

 

 

 

 

Serde Caferoğlu: Geçmişte yaptığınız projelerden biraz bahsetmek ister misin?

Zafer Güzel: Geçen sene “Geleceğim Sensin” projesi adı altında Haymana’daki bir okulun önce kırtasiye malzemeleri, spor malzemeleri, boya malzemeleri ve kıyafet ihtiyacı gibi fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık hem de onlarla birlikte zaman geçirdik. Atölyeler ve etkinlikler yaptık. Bunlar için önce bir okulla görüştük ve kaynağımızı topladık. Bu süreç yaklaşık bir bir buçuk ayımızı aldı. Daha sonra okula gidip okulda bir günde hem hediyelerimizi götürdük hem de bütün çocuklarla birlikte etkinlikler gerçekleştirdik. Bunun gibi ayrıca okul boyama projeleri oluyor yine Toplum Gönüllüleri çatısı altında böyle projeler yapıyoruz.

 

 

Serde Caferoğlu: Sence gönüllülük nedir?

Zafer Güzel: Güzel bir soru. Bana göre gönüllülük şu, aslında bütün insanlar gönüllü, sadece bunun farkında değiller. Örnek veriyorum, biz üniversite içerisinde bir arkadaşımıza onun tam anlamadığı bir dersi anlattığımızda da bir karşılık beklemediğimiz için gönüllü olmuş oluyoruz. Ona o şeyi gönüllü olarak anlatmış oluyoruz, kimse bizi zorlamıyor. Bunun sonucunda da mutlu oluyoruz. Bunu bir gönüllülüğe dönüştürüyoruz. Şunu da söyleyebilirim, diyelim ki yolda karşıdan karşıya geçen birisine yardım etmek de bir gönüllülüktür çünkü orada kimse sizi zorlamıyor ya da o kişiyi karşıdan karşıya geçir demiyor ya da bir otobüste yer vermek de bir gönüllülüktür. Aslında benim gönüllülük tanımım bu. Yani sadece gençlerin yaptığı bir şey değil. Aslında bütün insanlar gönüllüdür ama sadece gönüllü olduklarının farkında değiller.

 

 

Serde Caferoğlu: Yani aslında gönüllü olmak yardımlaşmaktır?

Zafer Güzel: Evet, bir karşılık beklemeden yardımlaşmak desek biraz daha gönüllülüğün tanımına uygun olabilir.

 

 

Serde Caferoğlu: Türkiye’de gönüllülüğün durumunu değerlendirmek ister misin? Gönüllülük teşvik edilmeli midir?

Zafer Güzel: Bununla alakalı Toplum Gönüllüleri’nin bir araştırmasına denk gelmiştim. Türkiye’de gönüllülük oranı %3. Türkiye’deki STK’ların %3’ü sadece gönüllü iş yapıyor, geri kalanları gönüllü değil. Bu oran Avrupa’da ya da Amerika’da bizden kat ve kat daha fazla. Türkiye’de zaten gönüllülük ile alakalı en çok faaliyet gösterenlerden birisi Toplum Gönüllüleri Vakfı. Bizler bu sayıyı artırmak için elimizden geleni yapıyoruz çünkü yaptığımız şeyler bir nevi kelebek etkisine dönüşebiliyor. Çünkü biz bir etkinlik yapıyoruz, insanların hoşuna gidebiliyor, birken on oluyoruz, onken yüz oluyoruz ve sürekli gençlerle birlikte olduğumuz için de bu farklı bir enerji doğuruyor. Ama dediğim gibi Türkiye’deki gönüllülüğün durumu birazcık sıkıntılı. Nasıl teşvik edebiliriz? Şöyle teşvik edebiliriz, aslında bizim insanlara yaptığımız projeleri anlatmamız gerekir, medyada bunu duyurmamız gerekir, medya şu an çok büyük bir silah bizim için ki hemen hemen her örgütün çok ciddi anlamda sosyal medya hesapları var, oradan paylaşılması gerekir. Tabi insanlar birazcık şöyle bakıyor, hatta bize bile bazen şunu diyorlar, bir etkinlik yapıyoruz, buradan ne kadar para alıyorsunuz, diyorlar. Böyle sorularla karşılaşabiliyoruz. İşte bu algıları, bu tabuları yıkmak aslında kolay değil, eğri oturup doğru konuşmak lazım. Ama biz de bunun için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

 

 

Serde Caferoğlu: Teşekkürler Zafer, senin son olarak senin eklemek istediğin bir şey var mı?

Zafer Güzel: Benim gönüllülük hayatımdaki dördüncü yılım bu, aktif olarak Toplum Gönüllüleri Vakfı’ndaki dördüncü yılımdayım ve inanın o kadar çok proje yaptık o kadar çok etkinlik başardık ki ve bunları gençlerle birlikte yaptık. Buradan gençlere şöyle seslenebilirim. Biz gerçekten çok mutlu oluyoruz böyle şeyler yaptığımız için. Toplumsal barışa ve toplumsal huzura böyle erişebileceğimizi düşünüyoruz. O yüzden de, klasik bir lafımız vardır bizim, gönüllü olmak mutlu olmayı gerektirir, haydi hepiniz çıkın çıkın gelin!

Exit mobile version