Kuşaktan Kuşağa

İnsanların davranışları, psikolojileri ve hayalleri içerisinde bulundukları dünya koşullarında göre şekillenmektedir. Son zamanlarda dünya koşullarının ve çağın hızlı değişimi farklı tarihlerde doğan insanlar arasındaki farklılığı daha belirgin hale getirmiştir. Bunun üzerine “Kuşak” kavramı daha sık kullanılmaya başlanmıştır.

Sosyal bilimcilerin değerlendirmeleri ve uzun süreli araştırmaları sonucu ortaya çıkan ve insanları doğdukları yıllara göre farklı dilimlere ayıran bu kuşaklara daha yakından bakalım.

 

Günlük hayatta çoğunlukla X-Y-Z kuşakları konuşulsa da X kuşağından önce 1946-1964 tarihleri arasında doğanlara Nüfus Patlaması (Baby Boomer) Kuşağı, bu kuşaktan önceki yani 1946 tarihinden önce doğanlara ise Sessizler (Gelenekselciler) Kuşağı denilen iki farklı kuşak bulunmaktadır.

Bu yazımızın odak noktası Y-Z kuşağı olsa da diğer kuşakların özelliklerine de aradaki farkı ve değişimi görmek adına kısaca göz atalım.

İlk olarak Gelenekçiler ya da Sessizler kuşağından başlayalım. Yaşayan en yaşlı nesle sahiptir, bu sebeptendir ki genellikle kadının iş hayatında olmadığı kurallara sıkı sıkıya bağlı kimselerden oluşur. Rakam, istatistik gibi verilerle desteklenmiş bilgiyi severler.

Nüfus Patlaması Kuşağı ise büyük işsizlik döneminin de verdiği deneyim ile bilgiyi ve eğitimi önemserler. En çok istedikleri, hayal ettikleri şey toplum önünde takdir edilmektir. Bu kuşak da gelenek ve kültürlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

X Kuşağı ya da diğer ismi ile Kayıp Kuşak, yaşamak için çalışmak zorunda olduklarını düşünen insanlardan oluşur. Kayıp Kuşak denmesinin sebebi doğdukları dönemde Dünya ‘da krizin üst seviyede olmasından kaynaklanmaktadır. Kriz günlerinin bıraktığı etki ile X Kuşağı üyelerinin beklentileri oldukça düşük ve çoğunluğu kendilerini etrafındaki olaylara yabancı hissetmektedir. Ayrıca otoriteden hoşlanmamaktadırlar.

Y Kuşağı diğer bir ismiyle Milenyum Kuşağı 1981- 1999 arası doğan kişilerden oluşur. Türkiye Nüfusunda en çok üyeye sahip olan gruptur. Diğer kuşaklar arasındaki uçurumun en belirgin olduğu kuşaktır. Belki de bu yüzden hakkında en çok vaka araştırması ve sosyal deney yapılan kuşaktır.

Genel olarak sabırsız, bireyci, özgür ve girişimci yapıları vardır. X Kuşağı’nın aksine eğlenmeyi severler ve beklentileri yüksektir. X Kuşağı gibi hayatlarına devam etmek için para kazanmak yerine özgürce para harcayabilmek için çalışırlar. Standart objeler yerine kendilerine özgü olan objelere sahip olmak isterler. İstedikleri şeylerin anında olması onlar için en büyük mutluluk ve motivasyon kaynağıdır. Özgüvenleri oldukça yüksektir. Y Kuşağı hayalleri dahil olmak üzere her şeyi görselleştirme eğilimdedir.

Y Kuşağı üyelerinin yapılan araştırmalar sonucunda yaptıkları işte ilk olarak anlam araştırdıkları ortaya çıkmıştır. Yine aynı araştırma verilerine göre işinde anlam bulamayan Y Kuşağı üyelerinden %60’ı işini bırakmaktadır. Y Kuşağı iş yerindeki söylemler yerine kendi doğrularının peşinden gitmeye meyillidirler. Ve deneyerek tecrübe etmeye duydukları güven daha fazladır.

İşyerlerinde memnun olmadıkları şeylere karşı gösterdikleri tepkilere işyerlerinin dönütlerinin çevik olması ve iş yerlerinin yeniliğe açık olması önemlidir. Bunun yanı sıra Y Kuşağı diğer kuşaklara göre hobi ve iş arasındaki zaman ve ilgi dengesini kurmuştur. Dolayısıyla işlerini tek bir odak noktası haline getirmezler. Hayatlarında tek bir odak noktası olmadığından işverenlerden iş ve özel yaşam dengesine saygı duymasını beklerler.

Yapılan araştırmalara göre Y Kuşağı’nın birçoğu kendi rol modellerini sosyal medyadan araştırdıkları üst düzey yöneticiler arasından seçiyorlar. Daha sonra aile büyüklerini rol model olarak görüyorlar. Ve birçoğunun hayali uluslararası bir firmada üst düzey yönetici olmak. Bu noktada sosyal medyanın önemi ve gücü çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Çoğu sosyal medyada gördükleri çok katlı plazalarda, değişik yapılarda, farklı ülkelere seyahat fırsatı sunan aynı zamanda prestijli bir işte çalışmak istiyor, sosyal medyadaki rol modelleri gibi olmak istiyorlar.

Y Kuşağı yapılan anketlere göre bir şirketten sırasıyla; hızlı terfi, yurt dışında çalışma imkanı, yöneticiler ile sıkı bağlar, iş yerinin vizyonunun olması gibi kriterleri beklemektedir.

Bunun dışında Y Kuşağı’nın hayalleri, fikirleri ve odak noktaları oldukça hızlı bir şekilde değişebilmektedir.

Y Kuşağı’nın iş verenleri çalışanlarına klasik bir ofis yaşamından daha fazlasını sunmaya zorladığı büyük bir gerçek. Y Kuşağı’nın iş yaşamında yer almaya başlaması ile çoğu şirket bu kuşağın isteklerini karşılamak için kıyasıya bir rekabete girdi. Hal böyle olunca günümüzde çoğu iş yeri sadece 8-5 mesai yapılan bir yer olmaktan çıkıp bir yaşam kompleksinin içindeki sıcak çalışma ortamına hatta yaşam yerine dönüştü.

Diğer bir ismiyle İnternet Kuşağı’nın üyeleri 2000-2021 arası doğan kişilerden oluşuyor. Y Kuşağı’nın %60’ı Z Kuşağı’nın iş hayatında çok başarılı olacağını düşünüyor. Belki de bu düşüncenin sebebi Z Kuşağı’nın “multitasking” yani aynı anda birden çok konu ile ilgilenebilme özelliğinin oldukça gelişmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. Tüketici bir kuşak olan Z Kuşağı yalnız yaşamayı tercih ediyor, internet üzerinden sosyalleşiyor. Gelecek konusunda oldukça karamsar ve hayal kurmak istemiyor.

Hali hazırda çoğu iş hayatında yer almasa da yapılan anketlere göre işveren seçiminde esnek çalışma saatleri, sosyal ve yan haklara önem veriyorlar. Toplumda dışlanmış kesimin haklarının savunan liderler ile çalışmak istiyorlar. Ya da bu liderlerden olmak istiyorlar, kurallara bağlı olmak onları huzursuz ediyor. İşverenlerden ziyade çalıştıkları ortama da oldukça değer veriyorlar. Bu ortamda kuralın olması ve ortamın konfordan uzak olması onların yaratıcılıklarını ve verimini düşürüyor. Genelde evden işlerini halletmekten hoşlanıyorlar.

Kendilerini kelimenin tam anlamıyla “süper kahraman” gibi hissettirecek faaliyetler yapmaktan hoşlanıyorlar. Hayatlarındaki en büyük motivasyon kaynakları kendileri ile kendilerinin gurur duymasıdır.

Dünya ‘da kuşaklar arası değişim teknoloji gibi önemli faktörlerin etkisi ile git gide belirginleşse de her bir neslin bir arada olması dünyayı daha özgün bir yer haline getiriyor.

Bu noktada her bir neslin birbirinin özelliklerini ve sınırlarını bilerek sağlıklı iletişim kanallarını kurması daha iyi bir hayat için kaçınılmazdır. Ayrıca nesiller arası çatışmaların azaltılıp ortak bir yol bulunarak nesiller arası kişilerin artması çok yönlü düşünce mozaiğinin renklenmesine katkıda bulunacaktır.

Bundan sonraki nesillerin değişiminin nasıl olacağı bilinmez ama nesiller arası bilgi aktarımının dünyaya çok şey kattığı ve katacağı kesin!

 

Ece ŞEN

Proje Yönetimi Okulu Editörü

Exit mobile version