Blog

İstanbul Koruyucu Aile Derneği Röportajı

İstanbul Koruyucu Aile Derneği Röportajı

Kasım ayının 20. Günü Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Konumuz çocuk ise hakları da hukukları da her sözün üstündedir. Gerisi biz büyüklere kalmış görev ve sorumluluklardır.

Düşünebiliyor musunuz? Yarının toplumunda aile bireylerini oluşturacak anne, babalar bugünün çocuklarıdır aslında. Onlar bizimle beraber, hayatın içinde yol almaya çalışırken, onları yönlendiren, sağlıklı gelişmelerini sağlayan, seven, destekleyen, güven veren, maddi manevi ihtiyaçlarını sağlayan biz büyükleriz.

Peki her çocuk bu sevgi ortamına sahip olabiliyor mu? Doğal ebeveyn kayıplarının dışında, maddi yetersizliklerden dolayı aileleri tarafından terk edilmiş, devlet denetimde bakılan çocuk sayısı Türkiye’de 14.000 civarındadır.

Koruyucu ailelik ise dünyada %77’lere ulaşmışken TÜRKİYE’DE BU ORAN SADECE %10’DUR.

Bana bu bilgileri ulaştıran ve sorularıma yanıt veren İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkan Yardımcısı Filiz Süyür Hanım’a çok teşekkür ederim.

Filiz Hanım’ın kendisi de koruyucu bir aile. Koruyucu ailesi olduğu çocuğunun dışında bir de biyolojik çocuğu var.

Koruyucu aile kavramını aydınlatmak için; koruyucu aile olmak isteyen kişi ve kişiler hangi özellikleri taşımalı, şartları nelerdir, tavsiyeler, yaşanılan süreçler konusunda Filiz Hanım’a sorduğum sorulara samimi ve bilgilendirici cevapları için teşekkür ediyorum.

Petek Uluğ: Bizler manevi değerlerimize, aile, çocuk kavramlarına çok önem veren bir milletiz. Konu evlat edinme veya koruyucu ailelik olunca aynı duyarlılığı kurum olarak da görebiliyor musunuz?

Filiz Süyür: Koruyucu aileler olarak en çok duyduğumuz söz herhalde ‘’harika bir şey yapıyorsun ama ben yapamam’’ oluyordur. İnsanlarımız koruyucu aileliğe karşı doğaldır ki çok olumlu duygular besliyorlar. Ancak fiili olarak koruyucu aile olmak için gerçekten her anlamda hazır olmak gerekiyor. Bize başvurduklarında bazen tam anlamıyla hazır oluyorlar ve artık resmi başvuru aşamasına gelmiş oluyorlar, ya da kafalarında oluşan soru işaretlerini bu deneyimi yaşamakta olan üye ailelerimizden dinlemek istiyorlar. Burada bir çocuğun yüksek yararı gözetildiği için ailenin her üyesinin hazırlıklı olması çok önemli. Özellikle uyum süreci ve dönem dönem sonraki aşamalarda da mücadele edilmesi gereken zorluklar çıkabilir. Aile üyelerinin ruhsal olarak da buna hazırlıklı olması gerekir.

Koruyucu ailelik yeterince bilinmiyor ve anlaşılmıyor ülkemizde. Şu an devlet korumasında olup kurum bakımında kalan yaklaşık 12.000 çocuk mevcut. Koruyucu aile yanında ise yaklaşık 3800 çocuğumuz kalmaktadır. Koruyucu ailelik hak ettiği yerlerde ne yazık ki henüz değil.

Petek Uluğ: Koruyucu aile kavramı sizce tam olarak biliniyor ya da yeteri kadar anlaşılıyor mu? Sanki, insanlarımız bu sistemin çok bürokratik ve zor olduğunu düşünüyor kanısındayım.

Filiz Süyür: Koruyucu aile bakım ve hizmet modeli toplumun geniş kesimleri tarafından tam olarak bilinmiyor. Son 1,5-2 yılda gerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın gerekse sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ile bilinirlik arttı ve bu koruyucu aile sayısına da yansıdı. Ancak buna rağmen hizmet modeli çok iyi anlaşılamıyor.

Koruyucu aileliğe başvurmak, kabul edilmek, çocuk görme ve yerleştirme hepsi belli kurallara göre işleyen süreçler. Buralarda yetki ve sorumluluk tamamen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlükleri bünyesinde toplanmıştır. İstanbul Koruyucu Aile Derneği dahil diğer STK’lar destekleyici roller üstlenmektedir. Bu nedenle bir miktar bürokratik işlemin olması kaçınılmaz ve çoğu da gereklidir. Burada son nokta çocuğun yüksek yararıdır. Ancak her şeye rağmen koruyucu ailelik, evlat edinmeden çok daha hızlı işleyen bir prosestir. Uygun çocuğun aileyle karşılaşması durumunda 4-5 ay içinde dahi yerleştirme yapılabilmektedir. Bu sürenin uzamasındaki en önemli faktörlerden bir tanesi koruyucu aile adaylarının büyük bir kısmının 0-4 yaş aralığında ve kız çocuk istemeleridir. Doğaldır ki bu çocukların sayısında zaman içerisinde azalma söz konusu olmuştur.
(Burada bir mesaj vermek istiyorum. Erkek çocuklarının da, büyük yaşlardaki çocukların da aileye ihtiyacı var, hem de çok.)

Petek Uluğ: Koruyucu aile olmak isteyen, karar veren ailelerin, şahısların en tedirgin olduğu, hassasiyet gösterdiği konu nedir?

Filiz Süyür: Türk toplumu olarak biraz sahiplenme ve aşırı koruma duygularımız yüksek olduğu için koruyucu aile olmak isteyen ya da olan ailelerin en büyük kaygısı, çocukla aralarında derin bağ oluşması ancak bir gün çocuğun tekrar biyolojik ailesine geri döndürülmesi durumudur. Bu hizmet modelinin doğasında vardır. Burada unutmamak gerekir ki çocuğun sıcak, güvenli, huzurlu bir aile ortamında kazandığı değerler hiçbir zaman yuva ve yurtlarda edinilemez. Çocuğun aile ile geçireceği her an çok önemli ve değerlidir. Ancak çocuğun biyolojik ailesi ile bağlarını sürdürmesi ve mümkünse birlikte yaşaması da onun hakkıdır ve çok kıymetlidir.

Petek Uluğ: Koruyucu ailelik işleminin ön koşullarını, evlat edinme şartlarından farklarını ve izlenecek yolu kısaca anlatabilir misiniz?

Filiz Süyür: Resmi kriterler:
-TC vatandaşı olan,
-Sürekli Türkiye’de ikamet eden
-25-65 yaşları arasında olup en az ilkokul mezunu olan
-Düzenli gelire sahip
-Evli ya da bekâr; çocuklu ya da çocuksuz
-hoşgörülü, sabırlı, esneklik gösterebilen, güvenli ve şefkatli bir ortam sağlayabilen, sevgisi ile bir çocuğun hayatında fark yaratmak isteyen herkes koruyucu aile adayı olabilir.

Resmi işlemler Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. Resmi başvuru yapıldıktan sonra, istenen evrakların sağlanması, gerekli görüşmelerin yapılması, ev ziyaretini gerçekleştirilmesi işlemlerinin ardından komisyon onayı alınır. Olumlu sonuç çıktığı takdirde çocuk ile görüşme süreci başlatılır. Uygun çocuk-aile karşılaşması yapıldıktan bir süre sonra da çocuğun aile yanına yerleştirilmesi gerçekleştirilir.

Çocuğun yerleştirilmesinden sonra İl Müdürlüğü uzmanları aileleri denetlemek amacıyla düzenli ziyaretler gerçekleştirir ve rapor tutarlar.

Petek Uluğ: Siz de bir koruyucu ailesiniz, bu konuda ilk yaşadığınız çekincelerinizi ve keyiflerinizi paylaşır mısınız?

Filiz Süyür: Kararımızı verdikten sonra ve tüm bürokratik süreçlerden geçip çocukla yaşamaya başladıktan sonra zaman zaman başaramayacağımız korkusu oldu. Bir biyolojik çocuğumun da olması, aralarında 3 yaş fark olması, bakımını üstlendiğimiz çocuğun 8 yaşında bizimle yaşamaya başlaması ve doğal olarak geçmişinden pek çok sorunu beraberinde getirmesi bize ilk dönemlerde çok zorlu anlar yaşattı. Ancak doğru profesyonel destekler ile bu zorlukların büyük kısmını atlattık. Unutmamak gerekir ki bu çocuklar küçücük yaşlarına rağmen travmalar yaşamış çocuklar (annenin terk etmesinden büyük travma ne olabilir ki). Dolayısıyla birlikte geçirilen zamanlarda inişler çıkışlar hep olacaktır. Sevgi, güven duygusu ve ilgi ile bu sorunlar da büyük oranlarda aşılabilir. Olmazsa da mutlaka uzman desteğine başvurmak gerekir.

Keyifli anları çok fazla. 3. Sınıfın başında aramıza katılan oğlumuz heceleyerek okurken şimdi kitap okuyup anlatabiliyor. Konuşurken gözlerimize bakamazken şimdi okulda sosyal becerilerinden dolayı öğretmenlerinden takdir alıyor. Öğrenme güçlüğü teşhisi konulmuşken şimdi derslerinden 70, 80, 90 alıyor. Buna benzer pek çok konu.
Bu değişim ve gelişimleri görmek müthiş bir haz.

Petek Uluğ: Evde biyolojik çocuk veya çocuklar varsa bu ilişki nasıl dengelenebilir? Bu konuda sizinle paylaşılan sıkıntılar var mı?

Filiz Süyür: Benim de bir biyolojik oğlum vardı. En başından onu da sürece dahil ettik. Büyük bir olgunlukla ve çok pozitif bir şekilde olaya yaklaştı ve bize son derece yardımcı oldu.
Birlikte yaşam başlayınca elbette zorluklar oldu. Karşılıklı kıskançlık, rekabet vs. Burada bir çocuğun yaşamında farklılık yaratayım derken biyolojik çocuğunuzu ihmal etmemek çok önemli. Dengeli , adaletli, vicdanlı olunduğu sürece ilişkiler de dengeye oturuyor. Şu anda hem didişen, hem birbirini destekleyen iki kardeş kıvamındalar.

Petek Uluğ: Ebeveyn kaybı dışında, maddi yetersizlikler, aile içi şiddet gibi nedenlerle size bırakılan korumaya muhtaç çocuk sayısında her geçen gün artış var gibi, doğru mu bu düşüncem? Aile içi şiddet durumlarında, kurum olarak denetim haklarınız, kontrolleriniz var mı? Bu sorum koruyucu aileler için de geçerlidir.

Filiz Süyür: Devlet koruma kararı çıkartılan çocukların en büyük kısmı maddi yetersizlikler nedeniyle yuva ve yurtlarda bakılmaktadır. Bunun yanı sıra elbette şiddet, taciz, ihmal ve istismar mağduru çocuklar da mevcuttur. Ancak bunlarla ilgili istatistik bizim elimizde mevcut değildir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı nezdinde olabilir bu veriler.

Koruyucu aileler üstünde her türlü kontrol ve denetim yetki ve sorumluluğu ASPB-İl müdürlüklerindedir. Bir STK olarak bizim böyle bir yetkimiz yoktur.

Petek Uluğ: Son olarak, Neler eklemek istersiniz!

Filiz Süyür: Her şeyden önce, çocuğun yüksek yararını gözeterek sevgi dolu, güvenli ve donanımlı bir aile ortamında yetişmesi amacıyla, aile temelli bakım sistemlerinden olan koruyucu aile sisteminin ülkemizde hak ettiği yere ulaşması için çaba göstermekteyiz. Aile temelli bakım hizmetleri, gelişmiş batı toplumlarında en çok tercih edilen bakım hizmet modelleridir. Biz de bu konunun toplum tarafından daha iyi anlaşılması açısından farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yapmaktayız.

Nitelikli ve donanımlı koruyucu ailelerin hizmet modeli içerisinde daha fazla yer almasını arzu etmekteyiz. Koruyucu ailesi olduğumuz çocukların bakımını üstlendiğimiz süreçte; fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün sağlanarak kendi ayakları üstünde durabilen bireyler olarak yetiştirilmelerini amaçlamaktayız.

Koruyucu ailelik zor ama hazzı çok yüksek bir kurum. Gerekli koşulları sağlayan, çocuğa olumlu katkılar yapacağına inanan, nitelikli aileleri de koruyucu aile olmaları konusunda teşvik etmek istiyoruz.

Koruyucu aile olmak isteyen kişi veya ailelerin sadece küçük kız çocuklarına değil büyük yaştaki ve erkek çocuklarına da ilgi göstermesini arzu ediyoruz. Unutmayalım ki onlar yuvada kalmaya devam ederse 18 yaşında devlet koruması kalktığında çok daha çaresiz durumlarda kalabilmektedirler. Bir çocuğun hayatına dokunmak isteniyorsa 18 yaşına kadar hepsi çocuk, böyle yaklaşılmalı.

Petek Uluğ: Bize vaktinizi ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim

Yorum Yap

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

Yukarı