EVS Arayan Genç

EVS Arayan Genç

Aramıza yeni katılan blog yazarımız Emre Gögebakan yaşadığı Avrupa Gönüllü Hizmeti deneyimi ve başvuru-mülakat sürecini sizler için kaleme aldı. Keyifli okumalar:)

 

EVS ARAYAN GENÇ

Üniversiteden yeni mezun oldum ve doğduğum yer Gaziantep’e geldim. Geldim gelmesine de daha otobüs Antep sınırlarına girmeden düşünüyordum sırada ne var acaba. Günler geçti,aylar gitti. Bir çok iş deneyimine sahip olduk tabi, malum yeni mezun bir insan ne iş yapacağını şaşırır bu ülkede 🙂 daha sonra bir arkadaşım aracılığı ile gönüllü derneği diye bir şey duydum, dedim ki ‘’ o ne ola ? ‘’  arkadaşım bana detayları anlatmaya başladı öyle bir başladı ki her cümleden sonrası beni daha da heyecanlandırdı derken bir süre sonra ben artık ‘’susma Allah aşkına ne varmış daha’’ diye isyanlar yapmaya başladım, daha sonra AGH gönüllü derneğinde yerel gönüllü olmaya başladığım ilk süreç ile EVS ile tanışmamda başlamış bulundu.AGH gönüllü derneğini şöyle açıklayayım, yani şimdi biz nasıl başka ülkeye gönüllü olarak gidiyorsak bize de gelen burada gönüllük yapan bir dolu farklı ülkelerden gelen gönülleri düşünün, hah işte öyle bir dernekti.(Ukalalık yapma diyenleri duyuyorum bak 🙂 )Şimdi diyeceksiniz nasıl anlaşıyordun onlarla, merak etmeyin! onlar sizlerle çok güzel anlaşıyor,çok tatlı çok sıcak kanlı Avrupa’nın insanı,hemen kaynaşıverirsiniz. Sadece ‘’hi! ‘’ deyin gayri devamı geliyor rahat olun.İlk hafta elime haftalık bir program tutuşturuldu ve başladım kendi ülkemde ve yaşadığım şehirde gönüllük yapmaya, (Ne demiş Atalarımız’’Önce kendi toprağında filizlen’’ – öyle bir şey yok ben uydurdum şimdi doğru ama :))  Evs gönüllüleri ile çalışmaya başladık,ısınma süreci çok hızlı gelişti.Öyle güzel deneyimlere sahip insanlar ki anlatmakla bitiremeyebilirim onları ve işte tam bu süreçte dedim ki bende gidip EVS yapmalıyım,tamam dedim demesine ama önce nereden başlayacaktım ?  Hemen saygı değer arkadaşımın yakasına yapıştım(O saygı değer arkadaşın bir adı sanı var tabi ki,Onun adı ‘’ Ümit ‘’ )  🙂 insanlar benden zamanla bıkıyor,zira çok soru soruyorum ve rahatsızlık vermekte üzerime yoktur, arkadaşımdan aldığım bilgilere göre  http://europa.eu/youth/evs_database adında bir site varmış ve bu siteden istediğim ülkeye ve beni ilgilendiren konulardaki projelere bakabilirmişim,tamam buraya kadar çok güzel fakat ben ülkeler hakkında genel bir bilgiye sahip değildim, proje neye göre seçilir,mail atarken nelere dikkat etmem gerek,süreç nasıl ilerler hiçbir bilgim yoktu ne yazık ki, biliyorum ki arkadaşımda beni bu defa kovacak çünkü diyorum ya hep çıldırmış durumdaydı 🙂  bu durumda benim gece mesaileri başlamış bulundu,işi gücü  bıraktık sabahlara kadar EVS nedir,ne değildir,nasıl gidilir araştırmaya başladık mı,derdimiz ne değil mi ? sor birine öğren mantığı varken,ama işte bende pek işe yaramıyor o teknik zaten size de tavsiye etmiyorum.

Günler geçmeye başladı,benim geceli gündüzlü mesailer durmak bilmez bir şekilde ilerliyordu ve bir çok bilgi edindikten sonra evsdatabase sitesine ilk adımı atmaya başladım.Sıra sıra hayalini kurduğum (Tek ben kurmuyorum sanırım) ülkelere şöyle uzun uzun bir göz attım,projeleri okumaya başladım.Başladım başlamasına da,bilmediğim bir çok kelimeden mevcut paragraflar yığını ile doluydu sitenin sayfaları, tabi hal böyle olmuşken bir projeyi çevirmek bir hayli vaktimi almış durumdaydı, evet ne yazık ki benim gece mesaileri devam etmeye başladı bu sayede, neden ? çünkü beni zorlayacak her şey için 24 saat yeterli olmuyordu,hatta zamanın ne önemi var J şöyle bir güzelliği olacak bunun sizlere(Tabi sizinde böyle yaptığınızı düşünüyor olursam) sözcük dağarcığınız öyle bir gelişiyor ki bir süre sonra sadece bakıp geçiyorsunuz ( lafın gelişi, o kadarda değil ) seçmiş olduğum kendime uygun gördüğüm projelere kendi CV ve ML ( motivasyon mektubu) atarak ve unutmadan maillerde kısaca kendimi tanıtarak gönderiyordum. İlk mailimi attığımda dedim ki ‘’ Kesin dönüş yaparlar ve giderim’’ öyle bir heyecan yapmıştım ki lakin o heyecan gelen üzücü maille sonuçlandı, kuruluş üzgün olduğunu dile getiriyordu tabi orası da ayrı bir tezat, ben daha üzgünüm nedir yani, hayallerimi yıktınız deyip isyanlar çekiyordum. Ama bir dakika, bu beni caydırır mı? Tam tersine inatçı bir keçi gibi sürekli arayış içine girip bir nokta atışı yapacağım kuruluş arıyordum.( Bak burası çok önemli işte ) nokta atışı dediğim şey ise; kesinlikle size uygun ve aradıkları kişinin siz olması. Bunun için projenin içeriğini kesinlikle iyi biliyor olmaya dikkat etmemiz gerek, yoksa attığımız mailler cevapsız bile kalabiliyor.Benim bu arayışım yaklaşık 3-5 ay kadar sürdü,tabi bazen mola verdiğim zamanlar oldu,sürekli heyecanlanıp işte olacak bu defa deyip olmayışı bir hayli yordu beni, tabi bu sıralar yerel gönüllük yalan oldu bir bakmışım ki EVS arayışı benim parçam olmuş.Güzel ülkemizde bunu kısa yoldan yapan bir çok arkadaşımız var,nasıl mı ? Hemen bir ara kuruluşla irtibata geçip rastgele bir projeye adım atabiliyorlar, bana sorarsanız bu çok yanlış bir hareket olacaktır. Gitmek için gitmek bir şey kazandırmayacaktır.

3-5 ayda toplam 100’den fazla mail atmışımdır, bunu saymadım ve bir gün hiç ummadığım bir günde Litvanya’dan bir mail aldım, mailde benim CV ve ML başarılı bulduklarını ve beni merak ettiklerini, uygunsa bir Skype görüşmesi ile ikinci adıma geçmek istediklerini söylemişler,o sırada sandalyeden geriye doğru sevinçten gülerken düştüğümü hatırlıyorum.Hemen toparlandım ve heyecanla cevap mailini yazmaya başladım.Ardından hemen gelen mailde gün belirtilmişti ve ben günü belirli olan mülakata sayılı günler kala vazgeçmeyi bile düşünmüştüm, ‘’ Neden öyle bir düşünceye girdim bilinmez ‘’ korku olabilir, neyin korkusuysa artık. Ben o heyecanlı günü beklerken ANAM!  Baktım bir mailde Norveç’ten geldi, CV ve ML beğendiklerini ve uygunsa skype görüşmesi yapabilir miyiz diye teklif sundular! Ben tabi o mailden sonra iptalim. Sağlıklı düşünemez hale geldim, kendi kendimi paralıyordum ve tek düşündüğüm ne yapman gerek EMRE ! ne olacak şimdi. Ne yapılabilirdi ki, tabii ki de kabul ettim 🙂 Sonuçta, hala kesin bir yanıtları yok, sadece bir aşamaydı bu .Litvanya ile görüşmem Çarşamba gününe denk geliyordu ve o gün geldi de çattı,saat 17:30 görüşme var ve ben her şeyi ayarlamış bekliyorum ve bir mesaj geldi,’’Bugün çok meşgulüz bunun için özür dileriz,Cuma günü görüşebilir miyiz ? ‘’ tabi hay hay ne demek, o günü kazasız belasız atlattık şükür J tabi bu arada süre kazanmış oldum,sürekli kendi kendimi anlatıyorum,gelecek sorulara karşı cevap hazırlıyorum vs vs. Cuma günü geldi çattı,bu defa görüşme 18:30,sabırsızlıkla bekliyorum..18:45 sularında mesaj geldi,Bu defada müsait olduklarında bana gün saati yazacaklarını ve bundan dolayı özür dileklerini gönderdiler 🙂 Ben tabi kafayı yemiş bir durumda artık vazgeçmiştim(Zaten hep vazgeçmeye karar verdiklerimiz  değil mi başımıza asıl gelenler) Cumartesi günü saat 15:00 skype üzerinden ‘’ hi Emre ‘’ dedi  Ligita 🙂  bugün görüşelim uygunsa diye dönüş yaptı, beklemediğim bir anda ve hazırlıksız anımda yakalamıştı beni.Ama düşündüm ki, bir dakika ! siz beni  2 defa ektiniz 🙂 Bu defa en azından saati ben belirleyeyim, en azından zaman kazanmış olacaktım. Saat 20:00 görüşelim dedim, Ligita’dan gelen cevap ise 20:30 oldu 🙂 Allah Allah dedim tabi, işime geldi bu. Zaman ilerledikçe midemde bir kelebek etkisi oluşmaya başladı tabi derken beklenen o an geldi ve Ligita ‘’ hazır mısın ‘’ diye bir mesaj gönderdi 🙂 Cevabım ise ‘’ Sanırım hazırım ‘’ oldu.Görüntülü arama istediğini gönderdi ve sadece bir tık belki de yapmış olduğum her şeyi belirleyecekti az sonra. Ve işte ! Karşımda tam tamına 3 kişi, ve ben şaşırdım tabii ki. Şaşırdığımı gören Ligita korkma diyerek şöyle bir giriş yaptı (Burada kahkalar yükseldi)

Ligita kendimi tanıtmamı ve neler yaptığımı merak ettiğini söyledi, bende sırası ile başladım anlatmaya, öylesine farklıydı ki birbirimize o anda ısınmıştık yani bu görüşme 20 dakikadan fazla sürdü diyebilirim 🙂 Tabi ki klasik gelebilecek sorular sorulduktan sonra (Neden Gönüllü olmak istiyorsun, Projeye neler katabilirsin, Neden Litvanya) normal sohbet şeklinde devam etti görüşme ve bir ara Ligita’nın gözü benim kamera arkamdaki bir objeye takıldı (Tabi görüşme boyunca ben hiç fark etmedim ) Gitarı göstererek hadi bize bir şeyler çal,dinlemek isteriz diyerek gülümsedi. Bir anda müzikten konu açıldı, zaten biliyorlardı ki bende projeye müzik konusunda bir çok şey katacağımı iletmiştim. Metallica – Nothing else matters ve  Led Zeppelin – Stairway to heaven dan sonra benimle sohbet etmekten mutlu olduklarını ve Ligita bu duruma olumlu baktığını fakat diğer iş arkadaşı ile görüşüp bana döneceğini belirtti. Bir gün sonrasında beni seçtiklerini ve gönderici kuruluşumla iletişime geçmeleri için kuruluşumun mail adresini istemişlerdi.Böylelikle uzun bir maratondan sonra bundan sonraki süreçlere göz atmaya başlamıştım.Norveç projesine gelmek gerekirse,Görüşme günü her şeyin güzel olduğunu söyleyemeyeceğim çünkü kararım o kadar değişmişti ki Litvanya’dan sonra, Norveç görüşmemde neredeyse isteksiz bir şekilde yanıtlar vererek kendi elimle yaktım diyebilirim. Demem o ki,gerçek anlamda kendimi bulduğum bir projeye nokta atışı yapmış bulundum.Uzunca bir zaman aldı fakat sonuçta istediğim şeyi gerçekleştirdim.Bu konuda bana bu heyecanlandırıcı bilgileri vererek beni ateşleyen arkadaşlarıma saygılarımı ve sevgilerimi  iletiyorum.İnsan istedikten sonra,biraz çaba ile hayallerini gerçekleştirebiliyor,kuşkusuz  başlangıçta benim için bir hayal ürünüydü bu .Buradaki anlatılanların sadece EVS’den ibaret olmadığını varsayıyorum. Başarılı ve sağlıklı bir gelecek diliyorum. Farklı bir arayışta görüşmek üzere 🙂

 

EMRE GÖGEBAKAN

Proje Yönetimi Okulu Blog Yazarı

Son Yazılar
Yorum ( 1 )
  1. merve
    14 Ağustos 2015 at 16:33
    Cevapla

    merhabalar ben sizden gönderici kuruluş hakkında bilgi almak istiyorum. öğrenciyim gönüllü kuruluş olARAK OKULUMU YAZABİLR MİYİM ?

Bir cevap bırakın